|
Türkiye'de tipik kara iklimine sahip Orta ve
Doğu Anadolu Bölgeleri'nde; sert iklim
şartlarına uyum sağlamış, yetersiz bakım ve
beslenme koşullarına dayanıklı, düşük kombine
verimli ve yağlı kuyruklu Akkaraman ve Mor
karaman gibi koyunlar yetiştirilmektedir.Bu
koyunlar, et, süt ve yapağı gibi verimleriyle bu
bölgedeki ailelerin bütçelerine büyük katkı
sağlamaktadırlar.
Türkiye koyun varlığı 1930'lu yıllarda yaklaşık
20 milyon iken, 1980'de yaklaşık 48 milyona
yükselmiş ancak son yıllarda bu rakam 25 milyona
kadar düşmüştür.Büyük ölçüde ekstansif ve meraya
dayalı koyun yetiştiriciliğinin yapıldığı
Türkiye'de bugün mera alanlarında ¾ oranında
azalarak 44 milyon hektardan 11 milyon hektara
düşmüştür. Bir hayvancılık işletmesinde toplam
giderlerin %70 inin yem giderleri olduğu göz
önünde tutulursa meranın bir koyun işletmesi
için ne kadar önemli olduğu anlaşılır. Mera
alanlarının sürülmesi, yanlış ve yoğun otlatma
gibi nedenlerle meralar yıpratılmış ve
meralardan yararlanma imkanı oldukça
azalmıştır.Bunun sonucunda da koyun sürüleri,
beslemek için daha çok dolaşmak ve mesafe kat
etmek zorunda kalmışlardır.
Orta
ve Doğu Anadolu gibi yem imkanları sınırlı olan
kırsal bölgelerde koyunlar, uzun ve sert kış
aylarında zayıf düşer; ilkbaharda sürüler
halinde otlatılmaya çıkarılırlar. Bu otlatma
sonbahar aylarına kadar devam eder. Böylece
kısmen göçer koyunculuğa benzer bir koyunculuk
şekli kendini gösterir. Bu tip koyunculukta
deneyimli çobanların yanında sürüleri koruyacak,
bölge şartlarına uyumlu köpeklere gereksinim
vardır. Bu görevi en iyi yapacak köpekte
kuşkusuz Kangaldır. Dolayısıyla Kangalların
varlığı ve ırk özelliklerinin korunması büyük
ölçüde koyun yetiştiriciliğinin gelişmesi ile
doğru orantılıdır
|