Açılış Sayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle

WWW.KANGALREHBERi.COM

 

  ANA SAYFA
  KANGAL İLÇESİ
  RESİM GALERİSİ 1
  RESİM GALERİSİ 2
  RESİM GALERİSİ 3
  KANGAL VİDEOLARI
  KANGAL FESTİVALLERİ
  SİVAS SPOR
  SOHBET
  İletişim
  Alış Satış
 
 
 
 

Bir Şehre Dair…

Kangal

Harun Kaban

Ankara, 2005

 

BÖLÜM 1: KANGAL

TARİHİ SÜREÇ İÇİNDE KANGAL

Anadolu'nun merkezi sayılabilecek bir coğrafyada yer alan Kangal, ilk çağlardan beri yerleşimin varolduğu bir bölgedir. "Karaseki Bölgesi"nde, Akçakale Köyü'nde, "Eti Şehri" kalıntıları ve iskânları tespit edilmiştir.  İlk çağlara ait birçok bulgu, çeşitli müzelerde sergilenmektedir: Havuz beldesi, Karaseki bölgesinde bulunan, Geç Hitit dönemine ait "Kapı Aslanı" heykeli Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde; Yarhisar Höyüğü'nde bulunan, yine Hitit dönemine ait, üzeri hiyeroglif yazılı altın mühür yüzük, Sivas Müzeler Müdürlüğü'nde sergilenmektedir.

1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra Türk hakimiyetine giren Kangal, Selçuklu Devleti ve Danişmend Devleti egemenliklerini görmüştür. 1413'te I. Bayezid devrinde Osmanlı hakimiyetine girmiştir.

Kangal, 1302 Tarihli Sivas Salnamesi'nde "kaza" olarak geçer. 1902'de ilçe olmuştur; ilk kaymakam olarak eski Sivas valilerinden Mahmut Bey atanmıştır.

 

"Kangal" Adının Kaynağı

Kangar (Kanglı) Türk Boyu

Kangal adının kaynağı konusunda dört rivayet vardır. Bunlardan en kabul göreni, yerli halkın, Anadolu'ya ilk gelen "Kangar" (bazı kaynaklarda "Kanglı" olarak geçiyor) Türk boylarına mensup olmasına bağlı olarak, bölgeye "Kangar" denildiği ve zamanla Kangal'a dönüştüğü, şeklinde özetlenebilecek görüştür.

 

"Kan Kalsın"

Bu rivayet de iki Türk boyu ile ilişkilendirilir. Birbirine düşman, aralarında kan davası olan iki kabile, bu kan davasını bitirmek amacıyla bir anlaşma yaparlar. "Bu kan davası bitsin." mânâsında "Artık Kan Kalsın." diye sözleşirler. Bu görüşe göre, bu anlaşma bölgeye ismini vermiştir. "K" harfi, bölgenin şive yapısında "G" olarak söylendiği için "Kan Kal" kelimesi "Gan Gal" şeklinde söylenir ve zamanla isim "Kangal" olarak söylenmeye başlar.

 

Bozkır Bitkisi Kangal

Kangal ve havalisinde yetişen, dikenli ve kaktüse benzeyen bir bitki olan "Kangal Bitkisi"nin bölgeye ismini verdiği söylenmektedir. Kangal bitkisi, Kangal'da yoğun olarak bulunan bir yabani bitki türüdür ancak bu bozkır bitkisi, iklimi Kangal'a benzeyen, Kayseri, Nevşehir gibi bazı illerde de yetiştiği bilinmektedir. Bu bitkinin Kangal'a ismini vermesinden çok, Kangal'da yoğun olarak bulunduğu için, adını yetiştiği bu bölgeden almış olabileceği ihtimali daha büyüktür.

 

"Kangal Dört Dağ İçinde"

Bu rivayete göre ise, Toros Sıradağları'nın uzantısı olan Tecer Takımı'ndan olan birkaç dağ ve yüksek tepelerin, düz bir arazide meskûn ilçeyi ortaya alacak şekilde çevrelemesidir. Arazinin dağlar ve tepeler tarafından çevrilmesi, daire şeklinde sarılan urgan veya daireye yakın bir şekle sahip olan sucuğun şekline teşbihen bölgeye Kangal denildiği rivayet edilir.

Milli Mücadele döneminde, bazı kaynaklarda geçen adı ile "Ulviye Kadın Cemiyeti"nin bir şubesi de Kangal'da açılmıştır. Sivas Kongresi sırasında çıkarılan, Milli Mücadele'nin ilk resmi yayını "İrade-i Milliye Gazetesi"nde yayınlanan bir nizamnâme ile kurulan ve Anadolu'nun birçok kentinde faaliyet gösteren "Anadolu Kadınları Müdafa-i Vatan Cemiyetleri"nin ilk şubelerinden biri Kangal'da açılmış, Milli Mücadele'ye cephe gerisinde çok önemli hizmetlerde bulunmuştur.

 

Nüfusu 12.000 ile 14.000 arasında değişen ilçe sürekli göç vermekte, ilçenin nüfusu giderek azalmaktadır. Önceki yıllar, İstanbul başta olmak üzere büyük illere göç veren ilçe, son yıllarda Sivas merkezine de göç vermektedir. Termik Santrali'nde çalışan işçilerinden azımsanamayacak bir kısmı Sivas merkeze, özellikle eğitim imkanlarının ilçede kısıtlı olması nedeniyle, göç etmektedir.

 

 

COĞRAFİ YAPI

Sivas il merkezine yaklaşık 90 km uzaklıktadır. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1540 metredir. İmamdamı Köyü mevkiindeki "Yağdonduran Geçidi"nde bu seviye 1700'lere kadar uzanır.

İlçenin en önemli akarsuyu "Tohma Çayı"nın kollarından biri olan "Kangal Tohması"dır. Uzunyayla çevresinden doğan Tohma Çayı'nın ilk kolu, Kangal sınırları içerisindeki Havuz Deresi'ni ve Çal Dağı eteklerinde doğan Kamışlı Deresi'ni içine alan Çamurlu ve Kazıklı Suyu'dur.

Karagöl İstasyonu yakınlarında, dipten kaynayan "Aygır Gölü" ilçenin önemli göllerindedir.[1]

Bir yüksek yayla görünümüne sahip olan ilçede yüksek dağlar bulunmaktadır. Kolmuş Dağları, ilçe ile Sivas arasında bir sınır oluşturur. Hafik sınırına doğru Tecer Dağları vardır. Zara-Kangal arasında Yılanlı Dağı vardır. Divriği tarafına doğru  Horasan Gediği Sırtları, Höyüklü, Doymuş, Yama, Kepez, Gövdeli dağları bulunmaktadır. Güneybatısında ise Dikkulak ve Kormaç dağları bulunur. Bu dağlar, önemli derecede tahrip edilmiş orman kalıntıları ile kaplıdır.[2]

İlçenin iklimi kara iklimidir. Kışları soğuk, uzun ve karlıdır. Yazlar sıcak ve kuraktır. İlkbahar ve sonbahar ayları yağmurlu geçer.[3]

Tarihin ilk dönemlerinden beri önemli ticaret yolları üzerinde bulunan Kangal, Kral Yolu ve Halep Yolu güzergâhı üzerindedir.[4]  Kangal'da, bu güzergâhtan kalan en önemli yapılar Alacahan Kervansarayı ve Halep Köprüsü'dür. Alacahan Kervansarayı 1280'li yıllarda, Halep Köprüsü de 1626'da yapılmıştır.[5]

İlçenin ulaşımı hem karayolu hem de demiryolu ile sağlanmaktadır. Karayoluyla, Sivas-Malatya ve Şarkışla-Gürün , Kangal-Divriği ulaşım hattındadır. Demiryoluyla, ilçe merkezine 2 km uzaklıktaki Armağan İstasyonu'ndan ulaşım sağlanmaktadır. Sivas-Erzurum ve Sivas-Malatya demiryolu hattı Kangal'dan geçmektedir. Çetinkaya İstasyonu'nda hat ikiye ayrılmakta, biri Erzurum'a diğeri Malatya üzerinden Van ve Kurtalan'a kadar uzanmaktadır.[6] Demiryolu hattının ilçe içinden geçmesi için çalışmalar devam etmektedir.

İlçe yer altı kaynakları bakımından oldukça zengindir. İlçenin en önemli madeni Linyit Kömür Ocakları'dır. Bektaş ve Hamal köyleri yakınlarında zengin linyit ocakları bulunmuş ve işletmeye açılmıştır.[7]

 

 

EKONOMİK YAPI

İlçenin geçim kaynaklarından en önemlileri tarım ve hayvancılıktır. Ticari hayat pek hareketli değildir. İlçede büyük ticari kurumlar yoktur. Öyle ki, birkaç yıl öncesine kadar birkaç banka varken 2004 yılında sadece Ziraat Bankası kalmış, diğer bankalar zaman içerisinde şubelerini kapatmışlardır.

İlçenin en büyük istihdam alanı Kangal Termik Santrali'dir. Kömür ocaklarını işleten Demir Export şirketi de ilçede diğer bir istihdam alanıdır.

Hayvancılık pek teknolojik ve çağdaş yöntemlerle yapılamasa da, özellikle Kangal Koyunu ilçe hayvancılığının artı bir değeridir. Meşhur olan bu tür ülke çapında rağbet görmekte, son yıllarda yapılan Festival ile de tanıtımının sağlanması ilçe hayvancılığını olumlu yönde etkilemektedir.

 

 

SOSYAL YAŞAM VE KÜLTÜREL DOKU

Kangal, birçok değerin bir arada bulunduğu nadir yerlerdendir. Balıklı Kaplıca gibi dünya harikası bir değeri ve Kangal Köpeği gibi bir ırka sahip olmasının yanında kültürel açıdan da çok zengin bir ilçedir.

İlçe sosyal imkânlar açısından pek yeterli değildir. Önceki yıllarda sinema dahi bulunan ilçede, şimdi sinema veya kültür merkezi benzeri bir yapılanma bulunmamaktadır. İlçe kütüphanesi de yetersizdir.

Her yılın Temmuz ayının ikinci haftası yapılan festival, ilçenin hem sosyal yaşamına hem de ticari hayatına bir nebze hareketlilik katan etkinliklerdendir. Yıl içinde birkaç defa gelen tiyatro ve gösteri grupları, Belediye Düğün Salonu'nu kullanarak gösterilerini düzenlemektedirler.

 

 

PORTRELER

Kangal, âşıklar diyarı Sivas'ın âşıklar yurdu bir ilçesidir. Derdimend Ana (Âşık Fadime Oflaz), Âşık Ruhsatî, Âşık İlhamî gibi birçok meşhur âşığı vardır. Bu âşıklara kitabımızın Portreler bölümünde ayrıntılı olarak değinildiği için burada kısaca bahsediyoruz.

 

Âşık Ruhsatî (1835 – 1911)

Kangal'ın Deliktaş nahiyesinde doğan âşığın doğum tarihi konusunda ihtilaflar yaşanmış olsa da, âşık hakkında kapsamlı bir çalışma yapan Doğan Kaya "Sivas'ta âşıklık Geleneği ve Âşık Ruhsatî" kitabında âşığın 1835 ve 1911 tarihleri arasında yaşadığını şüpheye imkân vermeyecek şekilde belirtmiştir.

 

Derdimend Ana (1894 – 1980)

Asıl adı Fadime Oflaz'dır. Çiftçilik yaparak hayatını sürdürmüştür. Ümmî olduğu için şiirlerini kayda geçirememiştir. Şiirlerinin bir kısmı Torunu Hasan Oflaz tarafından kayıt altına alınmıştır ancak bu şiirleri de kitap halinde yayınlanamamıştır.

 

Âşık İlhamî (1909 - 1984)

Asıl adı Yusuf Ziya Başer'dir. 1942 yılında Kangal Belediye Başkanı seçilmiş, 1950 yılına kadar bu görevi sürdürmüş; daha sonra 1964-1968 yılları arasında tekrar Belediye Başkanlığı yapmıştır. Şiirleri Yunus Apaydın ve Ali Çavuşoğlu tarafından "Kangallı Âşık İlhamî ve Şiirleri" adıyla kitap haline getirilmiştir.

 

Minhacî (1862 – 1901)

Âşık Ruhsatî'nin oğlu olan âşığın asıl adı Ali'dir. Minhacî, babasının da âşık olmasından, genç yaşta âşık olmuştur. Bağlı (iktidarsız) olması nedeniyle evlendikten altı ay sonra eşinden ayrılmıştır. Minhacî genç yaşta ölmüştür.

Şiirleri, Kemal Gürpınar tarafından yayınlanmıştır. ("Deliktaşlı Minhacî, Hayatı ve Eserleri")

 

Âşık Seyyid Yalçın (1908-1994)

Âşık Seyyid Yalçın, Ulaş'ın Eskikarahisar köyünde doğmuştur. Âşık Kangallı değildir ama yaşlılık döneminde uzun süre Kangal'daki kızının yanında kalmıştır. Ömrünün bir yerinde yolu Kangal'a düştüğü için kitaba alma gereği duyduk.

1994 yılında Ali Şahin Canozan tarafından şiirleri toplanıp basılmıştır. Âşık, ümmi olduğu için, ilk şiirleri kayda geçirilememiş, kaybolmuştur. Canozan'ın yayına hazırladığı kitaptaki şiirler ise yazar tarafından, Necmettin Sarıoğlu ve âşığın yeğeni Bilal Yalçın'dan alınmıştır.


 

BÖLÜM 2: KANGAL ÇOBAN KÖPEĞİ

TARİHÇESİ VE KÖKENİ

Kangal Çoban Köpeği'nin kökeni hakkında "rivayet" sayılabilecek bazı görüşler vardır. Ancak, 11 Temmuz 2003'te düzenlenen I. Uluslararası Kangal Köpeği Sempozyumu'nun sonuç bildirisinde, "büyük Türk göçleri sırasında Türkistan'da Anadolu'ya getirilen bir köpek ırkı olduğu" kabul edilmiştir.[8]

Kangal'a da adını verdiği düşünülen, Orta Asya'dan göç eden "Kanglı (Kangar)" Türk boyunun, göç ederken bu köpek ırkını da getirdiği düşünülmektedir. Orhan Yılmaz, kitabında "Kanglı" Türk boyunun Orta Asya'dan göç ederken yanlarında üç şeyi getirdiklerinden bahseder; bunların at, it ve koyun olduğunu söyler. Kangalların, bu boyun göç sırasında getirdiği bir ırk olduğunu kaydeder.[9]

 

Diğer Rivayetler

İlk rivayete göre, Hint Mihracesi tarafından Osmanlı Padişahına bir köpek hediye edilir. Bu padişah muhtemelen Yavuz Sultan Selim'dir. Hediye edilen köpek Kangal'ın Deliktaş köyü yakınlarında kaybolur. Köpek, tüm aramalara rağmen bulunamaz. Kangal Köpeğinin, bu kaybolan köpekten türediği bu şeklindeki rivayet, Kangal Köpeği'nin kökenini de Hindistan olarak kabul eder.[10]

Diğer bir rivayet ise, Kangal Köpeği'nin kökeninin Anadolu olduğunu söyler. Eski Anadolu uygarlıklarının vahşi hayvanlardan korunmak için, "arslan gibi güçlü" ve iri yarı olan bu köpekleri kullandıkları söylenmektedir.[11]

Evliya Çelebi de, Seyahatnâme'sinde Kangal Köpekleri'nden bahsetmektedir. O da, bu köpeklerin "arslan kadar güçlü" ve cüsseli olduğunu yazmaktadır. Doğan Kartay, hem kendi kitabında hem de I. Uluslararası Kangal Köpeği Sempozyumu'nda sunduğu bildiride, Kangalların, Osmanlı döneminde Yeniçeriler tarafından hem askeri işlerde hem de savaşlarda kullanıldığından bahsetmektedir. Kartay'ın bildirisinde, Romalılarda "arslan" sözcüğünün karşılığı olan "Samson" kelimesi Anadolu'da "Samsun" olarak benimsendiğini ve Kangalların arslana benzetildiği için Kangalları kullanan birliğe "Samsoncular" denildiğini söylemektedir.

 

 

TESCİL

Kangal Kaymakamlığının 26.11.2001 tarihinde Türk Patent Enstitüsüne başvurusu ve tescilin 14.02.2002 tarihinde Resmi Gazete'de ilanı ile tescil edilmiştir.

 

(Tescil Belgesi)

 

1997'de, Türk Standartları Enstitüsü tarafından kabul edilen Damızlık Kangal Köpeği'nin standardı şu şekildedir:

Sivas ili çevresinde, özellikle Kangal ilçesi çevresinde yetişen, saflığı tescil edilmiş, doğal şartlara uyumlu ve dayanıklı, güçlü, çevik, gerek sahibine gerekse sürüye sadık ve koruyucu, iri yapılı saf ırk, ideal bir çoban köpeğidir.[12]

 

Kangal Köpekleri;

•          0-5 Aylık Erkek Yavru

•          0-5 Aylık Dişi Yavru

•          6-16 Aylık Genç Erkek

•          6-16 Aylık Genç Dişi

•          16 Aylıktan Büyük Ergin Erkek

•          16 Aylıktan Büyük Ergin Dişi

olmak üzere altı gruba ayrılmıştır.

 

Genel olarak Damızlık Kangal Köpeği;

1.         Baş; büyük, uzun ve kulaktan "V" şeklinde çıkıntılı; burun, orta uzunlukta ve küt; ağız büyük; burun ağız ve göz çevresi siyah

2.         Gözler; iri ve kahverenginin değişik tonları renkte

3.         Kulaklar; geniş, uzun ve sarkık

4.         Boyun; güçlü, baş ve vücut bağlantısı kuvvetli

5.         Göğüs; geniş ve derin

6.         Karın; ince ve düz

7.         Kuyruk; iri, uzun, yukarı ve sırta doğru 360 derece civarında kıvrımlı

8.         Bacaklar; uzun, kuvvetli; pençeler iri ve güçlü, bazılarında arka ayakları çift mahmuzlu

9.         Tüyler; parlak, kısa, sık; açık bejden gri-sarı-beyaz renge kadar değişen tonlarda; başta burun ağız, kulak ve göz çevresi kırçıl siyah, bacaklarının alt kısımları ile pençeler özellikle ön ayaklar beyaza yakın açık renkte

10.       Koku alma duyusu gelişmiş

11.       Geceleri daha aktif, sürü hareketlerine daha uyumlu

12.       Sahibine ve sürüsüne sadık, yaban hayvanlarına ve kötü niyetli kimselere karşı hırçın ve saldırgan

13.       Kardeş kardeşe genelde çiftleşmeyen

14.       Onurlu ve işini bilen, zeki

 

özellikte olmalıdır.[13]

 

ÜREME

Kızgınlık

Bir buçuk yaşındaki erkek köpek çiftleşme için uygun yaşa gelmiştir; bu yaştaki erkek Kangal Köpeğinin yapısı tam olarak gelişmiştir.[14] Dişi ise, 10-12 aylık iken kızgınlık göstermeye başlar ancak dişinin gelişimi 18 aya kadar sürdüğü için 12 aylıkken çiftleştirilmesi sakıncalıdır.[15]

Dişiler yaklaşık 180 günde bir kızışma dönemine girerler.[16] Kızgınlık süresi yaklaşık 10-21 gün devam eder.[17] Kızgınlık gösteren dişi anormal davranışlar sergiler; bulunduğu mekândan çıkmak ister, kapılara pencerelere tırmanır. Emirlere itaat etmez.[18]

Dişilerin, kızgınlık döneminde cinsel organları şişer, kızarır ve sümüksü, saydam, kanlı bir sıvı gelir. Bu sıvının yaydığı kokuyla erkek köpekleri çeker.

 

Çiftleşme

Kangallarda mecbur kalmadıkları sürece "yakın akraba çiftleşmesi" görülmez. Köpekler, çiftleşmeden bir süre önce, birbirlerine alışmaları için kapalı bir mekânda bir araya konulurlar. Çiftleşme 20-30 dakika arasında bir sürede gerçekleşir.[19]

Çiftleşme sonrası gebe kalan dişi sakinleşir ve uysallaşır. Erkeğin mükerrer çiftleşme isteğine izin vermez. Dişi köpeğin sakinleşip, erkek köpeği reddetmesinden döllenmenin gerçekleştiğini anlamak mümkündür.[20]

 

Gebelik

Kangallarda gebelik süresi yaklaşık 58-63 gün yani 9 haftadır. Bu süre, dişinin yaşı, kaçıncı gebeliği olduğu, beslenme durumu gibi faktörlere bağlı olarak değişebilir.[21]

Gebeliğin ilk bir ayında fiziksel yapısında değişme olmaz. Bir aydan sonra, karın hızla şişmeye, memeler irileşip sarkmaya başlar.[22]

Gebeliğin ilk bir ayından sonra dişiye ihtimam gösterilmeli; aşırı sıcak ve soğuktan korunmalı, fazla hareketli olmasına izin verilmemeli, beslenmesine özellikle dikkat edilmelidir.[23]

 

Doğum

Dişinin huzursuzluğu, iştahsızlığı, vücut ısısının düşmesi ve göğüslerinden sarımsı bir sıvının akması doğum anının yaklaştığını gösterir.[24]

Dişinin sancılarının artmasından yaklaşık iki üç saat sonra doğum gerçekleşir. Doğum genelde "normal" olur, dışarıdan müdahaleyi gerektirmez. Yavrular, zar şeklinde ve içi jöle kıvamında bir sıvı ile dolu bir kese içinde, ortalama yarımşar saat ara ile doğarlar. Anne köpek yavrularının içinde bulunduğu zarı kendi çabasıyla soyar, göbek bağını keser, yavruların bütün deliklerini temizler ve hem temizlemek hem de canlandırmak amacıyla yavrular yalar.

Doğan yavruların gözleri kapalıdır. 9-10 günlükken gözleri aralanır ve 12-14 günden itibaren tamamen açılır.[25]

Kangallar bir doğumda genellikle 7-8 civarında yavru verirler.

 

 

BESLENME

Beslenmede Genel İlkeler

Sağlıklı ergin köpekler için günde bir öğün yemek yeterlidir ancak bu öğün her gün aynı saatte verilmelidir. Bu öğünün akşam saatlerine doğru yapılması uygundur. Yavru köpekler ve genç köpekler ile çok çalışan köpeklere günde iki öğün verilmelidir. Yine, iştahı azalan yaşlı köpeklere de iki öğün verilebilir.

Köpeklere ekşimiş, bozuk gıdalar; ucu sivri, iyi parçalanmamış kemikler verilmemelidir. Yemek kapları hijyenik olmalıdır. İçme suyu, köpeğin devamlı ulaşabileceği bir yerde olmalı veya günde en az üç defa bir kapta verilmelidir.[26]

 

Yavru Köpeklerin Beslenmesi

Yavrular, 4. haftadan itibaren önlerine konan sütü içebilirler. 3-4 haftalık olana kadar emmelidirler.

Yavrular 3 haftalık olduklarında ana sütüne veya süt ikâmelerine ilaveten çeşitli yiyeceklere alıştırılmaya başlanmalıdırlar. 6 haftalıkken sütten kesilir, analarından ayrılırlar. Bu yaştan önce dişleri tam olarak gelişmediği için sert yiyeceklerden kaçınılmalıdır.[27]

 

Genç Köpeklerde Beslenme

Genç köpeklerde 3 aylık olana kadar, günde 4-5 kere; 3-5 ay arası günde 3 kere; 5-10 ay arası günde 2 kere, mümkün oluğunca her gün aynı saatlerde mama verilmelidir. Büyüme çağındaki köpeklere ihtiyacından fazla mama verilmemelidir, zira çok hızlı büyüme iskelet bozukluklarına yol açmaktadır.[28]

 

Ergin Köpeklerin Beslenmesi

Ergin Kangallar, günde bir defa ve her gün aynı saatte beslenmelidir. Orta boy bir köpek için yaklaşık 2 kilogramlık bir diyet düzenlenir. Diyetin yaklaşık 1/3'ü et, 1/3'ü tahıl ve sebze, 1/3'ü de su şeklindedir.

Ergin köpeklere halk arasında "yal" denilen, arpa ununun sıcak su ile hamur haline getirilmesiyle elde edilen mamulden 2 kilogram kadar verilir. Buna ilaveten günde 25 gram et ve haftada 3 kere, haşlanmış, fazla sert olmayan kemik verilir.[29]

 

 

Yaşlı Köpeklerin Beslenmesi

Yaşlı köpeklerde sindirim etkinliğinin düşük olması nedeniyle, besin maddeleri bakımından zengin ve sindirimi kolay mamuller verilmelidir. Yaşlı köpeklerin enerji ihtiyaçları düşüktür, bu nedenle öğünlerinde kalite artırılırken miktar azaltılmalıdır. Koku alma duyusunun zayıflaması nedeniyle iştah düşüklüğü olabilir, bu durumda besinlerin lezzetliliği artırılmalıdır.

Dişlerde bozulmalara karşı, çiğnemede zorluk yaşatacak sert öğünlerden kaçınılmalıdır.

 

BAKIM

Köpeklere rahat hareket edeceği, yeterli genişlikte bir ortam sağlanması çok önemlidir. Özellikle dışarıda, kulübelerde barınan, bekçilik gibi görevler yapan köpeklerin sağlığının korunması için "tımar" denen temizliğin sık sık uygulanması gerekir.[30]

Hangi yaşta olursa olsun Kangallar yıkanmaz. Çünkü deride ter bezleri yoktur, dolayısıyla terlemezler. Ancak bol miktarda yağ bezeleri vardır. Post ve ciltlerini korumak için derilerinden yağlı bir madde salgılarlar. Bu yağlı madde, ciltlerini nemli tutarak kurumasını ve çatlamasını önler. Köpek yıkandığı zaman bu yağlı madde de yıkanmış olacağından cildine zarar verecektir.[31]

 

 

EĞİTİM

Kangal Köpekleri'nin eğitimi, köpek eğitiminde kullanılan temel eğitim tekniklerinden farklı değildir. Ancak Kangallar, mizaçları itibariyle özgür ruhlu ve lider çoban köpekleri oldukları için, pek sıkı bir eğitime gerek duymadan da işlerini iyi yapabilmektedirler.

Kangalların eğitimi konusunda farklı görüşler mevcuttur. Ziraat Yüksek Mühendisi ve "Kangal Köpeği" kitabının yazarı Orhan Yılmaz, Kangallara, gerekli bazı temel eğitimlerin haricinde sıkı bir eğitim verilmesine karşı olduğunu söylerken; Doğan Kartay, Kangalların "Polis Köpeği" ve "Arama-Kurtarma Köpeği" olarak da çok başarılı olabileceğini söylemektedir.

İster özel eğitimli, isterse çoban köpeği olsun, Kangallara, tasmaya alıştırma, amaca yönelik terbiye, komutlara alıştırma gibi temel eğitimlerin verilmesi gereklidir.

 

KÜLTÜREL BİLGİLER

Köpek İsimleri

Kangal Köpekleri, iri cüsseli ve heybetli olmalarına karşın, çok cana yakın ve "dost canlı" köpeklerdir. Bir çok ırka göre daha sadıktırlar. Kangallar sahipleri ile aralarında çok güçlü dostluklar kurabilen hayvanlardır. Yörede, hayvanların bu özellikleri, onları ailenin bir bireyi gibi görecek kadar değer kazanmalarını sağlamaktadır. İnsanlar çok değer verdikleri bu hayvanlara çok güzel isimler vermektedirler.

Erkek köpeklere heybetli isimler seçilirken, dişi köpeklere daha zarif isimler seçilmektedir. Tabii garip isimlendirmeler de mevcuttur. Örneğin hayvanlara yabancı isimler verilmektedir: Toni, Joni, Karlos gibi…

 

Dişi İsimlerinden Bazıları:

Boncuk, Boz, Bulut, Cesika, Ceylan, Cıncık, Dost, Elmas, Fındık, Filiz, Garoş, Gümüş, Karabaş, Kartopu, Kontes, Manken, Mercan, Monika, Pamuk, Sarı, Süslü, Sümbül, Uçar, Yaman, Zümrüt…[32]

 

Erkek İsimlerinden Bazıları:

Aloş, Apaçi, Aslan, Bozo, Cesur, Coni, Çomar, Duman, Ejder, Garoo, Herkül, Jilet, Kalleş, Karabela, Karlos, Kemikkıran, Kobra, Kurtboğan, Memati, Pala, Panter, Reis, Şeytan, Talas, Tarzan, Tomas, Tomi, Toni, Topuz, Toroman, Toros, Tüylü, Taysın, Yakışıklı, Zalım, Zalim, Zorba…[33]

 

Kavga Etmeleri

Kangallar, istisnaları olmakla birlikte, insanlara karşı pek saldırgan değildirler. Kendilerine herhangi bir tehdit ve tahrik olmadığı sürece sebepsiz saldırganlık yapmazlar. Bilhassa bayan ve çocuklara karşı koruyucudurlar.

İnsanı kovalayan Kangal, yakaladığında yere yatırır ve ön ayaklarını üzerine koyarak bekler. Yine tehdit veya tahrik olmadığı sürece bekler. Üzerine doğru gittiği kişi yere çömelirse durur ve bekler, yine saldırmaz. Ancak tabii Kangalların da sonuçta bir "hayvan" oldukları unutulmamalıdır.

Köpeklerin kendi aralarındaki kavgalara "boğuşma" denir. Boğuşmalarda çok cesur ve atılgandırlar. Genellikle çift olarak yetiştirilen Kangallar kavga esnasında birbirlerini sürekli kollarlar ve eşinin ezilmesine müsaade etmezler. Kavgayı dikkatle ve heyecanla izler, eğer kavgaya başka bir köpek karışırsa eşlerini müdafaa etmek için kavgaya girerler. İki Kangal bir olup, zayıf bir köpeği boğmaz.[34]

Yavrularıyla ve kendi aralarında şakalaşma mahiyetinde de boğuşurlar. Bunlar bir nevi talimdir. Yavrularına adeta tektik öğretirler. Yavruları kızdırıp hırslandırırlar; yavru hırsla annesi veya babasını boğmaya çalışırken anne ve baba bir insan gibi mütebbessim yavrularını izler onlarla şakalaşırlar.

 

Kurda Gitme ve Kurt Boğma

"Kurda Gitme" ve "Kurt Boğma" Kangal Köpekleri için bir kendini ispatlama vesilesidir. Kangalların en önemli ve bilinen özelliklerinden biri sürüyü kurttan koruyabilmeleri ve kurdu bazen tek başına "yıkabilme"leridir.

Kangallar, genelde cesur olmalarında rağmen, her köpeğin kurda gitmesi ya da kurt boğması gibi bir durum söz konusu değildir.[35] Çok iyi bir Kangal tek başına bir kurdu boğabilir. Ancak genellikle birkaç Kangal bir olup bir kurdu boğarlar.

Kurt boğma işinde köpekler boğuşma esnasında çok yara alır ve çok yorulurlar. Kurt boğan köpek birkaç gün halsiz dolaşır, kendine gelemez.

Hızlı bir koşucu olan Kangal, kurda yetişir ve yetiştiği zaman kurda sert bir şekilde "döş" vurur. Bu darbe ile kurt da Kangal da yere yıkılır. Kurt önce kalkarsa kovalamaca devam eder; Kangal önce kalkarsa, kurdun boğazına yapışır ve öldürünceye kadar bırakmaz.

Kangal, kurdun ölüsüne kulağını dayayarak dinler ve en ufak bir harekette yeniden boğar. Kurdun ölüsünün yanına kimseyi yaklaştırmaz. Bu olaydan birkaç saat sonra, boğuşma esnasında boğazlarına kaçan kurdun kılları nedeniyle öksürmeye başlar.

Kurt boğan köpeklere mükafat olarak bir koyun kesilir. Öncelikle koyunun kuyruk kısmı verilir. Kuyruk kısmı, köpeğin boğazına kaçan kurt kıllarının temizlenmesinde önemli rol oynar.[36]

 

YETİŞTİRME ÇİFTLİKLERİ

Köpek yetiştirme ve satışını düzenleyen, Kangal Kaymakamlığı'na bağlı olarak faaliyet gösteren bir "Kangal Çoban Köpeği Üretim ve Yetiştirme Çiftliği" vardır. Kangal Köpekleri'nin, bu çiftlik haricince satışı ve Sivas Valiliği'nin izni olmaksızın şehir dışına çıkarılması yasaktır. Ancak özel Kangal yetiştiriciliği yapan girişimciler de gerekli izinlerle Kangal satışı yapabilmektedirler.

Kangal Kaymakamlığı, Köylere Hizmet Götürme Birliği bünyesinde faaliyet gösteren çiftlikten köpek temin edilebilir. Çiftlikte 2 aylıktan küçük yavru köpekler ve damızlık ergin köpeklerin satışı yapılmamaktadır. İki aydan büyük yavru köpekler çiftlikten temin edilebilmektedir.

 

-Kimlik Belgesi-

 

 

FESTİVAL VE SEMPOZYUM

İlçede her yıl geleneksel olarak, "Kangal Çoban Köpeği ve Koyunu Festivali" düzenlenmektedir. Uluslararası bir nitelik kazanan festivale Türkiye ve dünyanın çeşitli bölgelerinden katılımcılar gelmektedir. Festival kapsamında çeşitli yarışmalar, müzik etkinlikleri gibi birçok etkinlik yer almaktadır.

Temmuz 2003'te ilki düzenlenen "Uluslararası Kangal Köpeği Sempozyumu"na yurt içinden ve yurt dışından katılımcılar olmuştur. Sempozyum notları daha sonra bir kitap halinde yayınlanmıştır. Sempozyum ve festival, ilçenin tanınmasında önemli rol oynamaktadır.

Her yıl düzenlenen festival, Kangal Kaymakamlığı tarafından ve Belediye Başkanlığı'nın desteğiyle oluşturulan Festival Düzenlenme Komitesi tarafından organize edilmektedir.

 

KANGAL KOYUNU

Kangal Koyunu, köpeği kadar tanınmasa da yetiştiricileri ve besleyicileri tarafından bilinen ve tercih edilen bir ırktır.

Kangal Koyunu, Akkaraman ırkının lokal bir tipidir. "Akkaraman Koyun Irkı"nın cüsse, ağırlık ve yükseklik olarak en büyük olan tipidir.

Kangal Koyunu'nda post, kirli beyazdır. Burun, göz ve ayaklarda siyah lekeler görülebilir. Koyunlar boynuzsuz, koçlar ise %5 boynuzludur. Yapağı Akkaraman ırkına göre daha iyi nitelikte olup, yapısı daha ince ve kıvrıktır. Burun yapısı Akkaraman Koyun'undan daha farklıdır. Burun, dışarıya doğru bir çıkıntı yaparak, koç burnunu andırır. Kaburga sayısı, diğer ırklardan farklı olarak 14 tanedir. Kangal Koyunu yağlı bir koyun olup, kuyruk ağırlığı ortalama 5-7 kg civarındadır. İnce olan kuyruk ucu, yağlı olan esas kısmın üzerinde "S" şeklinde bir kıvrım oluşturur.

 Festivallerde koyun yarışmaları da düzenlenmektedir.[37]


 

BÖLÜM 3: BALIKLI KAPLICA

BALIKLI KAPLICA (YILANLI ÇERMİK)

KAPLICA TARİHİ

TEDAVİ EDİCİ ÖZELLİKLERİ

TEDAVİ SÜRECİ

TESİSLER


 

BALIKLI KAPLICA (YILANLI ÇERMİK)

Kangal, köpekleriyle olduğu kadar Balıklı Kaplıcası ile de ünlenmiştir. İlçe merkezine 14 km mesafede olan kaplıca, Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanından ziyaretçi çekmekte, birçok yerli ve yabancı televizyon programına konu olmakta ve tıp dünyasında ilgiyle takip edilmektedir.

Kaplıca "Balıklı Kaplıca" ya da "Yılanlı Çermik" adlarıyla bilinir. Vücut ısısına yakın, ortalama 35 derece suyu ve bu suda yaşayan iki tür "Doktor Balıklar"ı, birçok deri hastalığına iyi gelir. Ancak kaplıca, tıbben kesin tedavisi çok zor olan "Psoriasis"; bilinen adıyla "Sedef Hastalığı"nı ilaçsız tedavi etmesiyle bilinir.

Kaplıca; 11 Şubat 2004 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak, "Kaplıca Tedavi Sağlık Merkezi" olarak ilan edilmiştir. Bu kararla, kaplıcaya, 657 sayılı Devlet Memuru Kanuna'na tabi hastalarla Emekli Sandığı üyesi hastalar sevkli olarak gelebilmektedir. Sevkli hastaların tedavi masrafları devlet tarafından karşılanmaktadır.

Kaplıca tesisleri, yöre halkı tarafından bir mesire olarak da kullanılmaktadır. "Gelin Hamamı", "Damat Hamamı" için kaplıcaya gidilmesi gibi kaplıca ile ilgili çeşitli adet ve gelenekler de meydana gelmiştir.

 

KAPLICA TARİHİ

Kaynaklarda, Kavak Deresi vadisindeki kaplıca yeri sazlık bir bölge iken, bir çoban tarafından "tesadüfen" bulunduğu belirtilir. Ayağında yara olan çobanın, tesadüfen bulduğu suda ayağının iyileşmesiyle ilgi çeker.

1917'de ilkel olarak kullanılan kaplıcaya ilk tesisler 1950 yılında yapılır;1960 yılında İl Özel İdaresi'nin yönetimine geçer; 1988 yılında işletmesi Ünsallar Aş'ye verilir. Mülkiyeti İl Özel İdaresine aittir. 1996 yılında "Yap-İşlet-Devret" modeliyle mevcut işletmeci Ünsallar Aş'ye 30 yıllığına kiraya verilmiştir.

Zaman içerisinde yeni tesisler, havuzlar, konaklama tesisleri, çocuk parkları, otoparklar yapılarak kaplıca tesisleri modernleştirilmiş, modern imkanlarla hizmet verir hale getirilmiştir.

 

TEDAVİ EDİCİ ÖZELLİKLERİ

Kaplıca suyu ortalama 35 derecedir. Suyun romatizmal hastalıklarda, nörolojik (nevralji, nevrit, felç), ortopetik ve travmatolojik sekellerde (kırıklar, eklem travması ve kas hastalıkları), bazı jinekolojik sorunlarda, deri hastalıklarında, böbrek taşlarında (içme ile) ve psikosomatik bozukluklarda yararlı olduğu rapor edilmiştir.[38] Su içerisinde bulunan "Selenyum" gibi çeşitli mineral maddeler Sedef Hastalığı başta olmak üzere birçok cilt ve deri hastalığına iyi gelmektedir. Ayrıca kaplıca suyunun termal özellikleri de çeşitli romatizmal hastalıklara iyi gelmektedir.

Kaplıcayı diğer kaplıcalardan ayıran en önemli özelliği sahip olduğu "Doktor Balıklar"ıdır.

Kaplıca iki tip balık içermektedir. Her iki tip balık da "Cyprinidae" familyasının üyesidirler ve sıcak bir ortamda yaşamaya adapte olmuşlardır. Bu tiplerden ilki "vurucu" diye bilinen, "Cyprinion Macrostomus"tur. Bu tipin terminal ağzı vardır ve 15 - 20 cm boyundadır. Vücudu nispeten iri pullarla kaplıdır ve yan yüzeylerinde 6-8 adet farklı büyüklükte düzensiz lekeler bulunmaktadır. İkinci tip balık, bir "yalayıcı" olarak bilinen "Garrarufa" dır. Bu tip hilal şeklinde ventral ağıza sahiptir ve boyu en çok 19 cm'dir. Vücudu büyük pullarla kaplıdır. Jabbers (dürtükleyiciler) olarak anılanlar, üçüncü bir balık tipi değildir.

Birinci tür balık, suyun da etkisiyle yumuşayan yaralı bölgeyi deşer ve yara içerisindeki pisliğin dağılmasını sağlar. İkinci tür balık ise, yarayı emerek yara içerisindeki pisliği temizler ve bir nevi pansuman yapar.

 

TEDAVİ SÜRECİ

Sedef hastalığının kaplıcadaki tedavi süreci 21 gündür. 21 gün süresince günde 8 saat suya girilerek, hiçbir ilaç veya merhem kullanılmaksızın hastalıkta %98 iyileşme sağlanır. Tedavi süresince, günlük havuza girme saatlerine uyulması gerekir. Alkol alınması gibi, tedaviye olumsuz etki yapacak faaliyetlerde bulunulmaması gerekir.

21 gün sonunda hastanın yaraları tamamen iyileşir ancak bu kesin tedavi değildir. Hastalık sonraları tekrar nüksedebilir. Hastalığın en büyük sebeplerinden biri olan stres, özellikle büyük şehirlerde yaşayan hastalarda, hastalığın tekrar nüksetmesini sağlayabilmektedir. Hatalığın tazelemesi nedeniyle birkaç yılda bir kaplıcaya gelip tekrar tedavi olan hastalar vardır.

 

BÖLÜM 4: TARİHİ MEKÂNLAR

ALACAHAN KERVANSARAYI

 

Alacahan Belediyesi

Kangal'ın bir beldesi olan Alacahan, Kangal'a 25 km uzaklıkta olup, Malatya yolu üzerindedir.

Alacahan, Osmanlı Devleti'nin son dönemlerine kadar Divriği'nin nahiyesi iken 1902'de Kangal'ın ilçe olması ile Kangal'a bağlanmıştır. Osmanlı döneminde bölgeye Halep Türkmenleri'nin iskânları sağlanmış ve beldeye "Yeni İl" adı verilmiştir.

Karasal iklimin hakim olduğu beldenin rakımı 1500 metre civarındadır. Kasaba çevresinde büyük akarsu veya göl yoktur. Yazları kuruyan, ilkbahar ve sonbahar yağışlarıyla akan birkaç dere vardır.

Beldenin yerleşim yeri, tarih içerisinde her dönemde önemli ticaret yolları üzerindedir. Belde yakınlarında, Bizans zamanında kullanılan "Kral Yolu" ticaret yolunun kalıntılarına rastlanmıştır. Selçuklular döneminde Sivas-Malatya ve Mamuriye-Derinde (Divriği-Darende) gibi ticaret merkezleri arasındaki ulaşım yolu üzerindedir. Ayrıca Sivas-Eğin (Altın ve Bakır) madenleri yolu üzerindedir. Önemli ticaret yollarının üzerinde bulunan belde, ismini de aldığı, tarihi bir kervansaraya sahiptir.

 

Alacahan Kervansarayı

Tarihi ticaret yolları üzerinde olan beldede, tarihi bir konaklama kompleksi vardır. Cami ve hamamı olan, surlarla çevrilmiş tarihi bir "menzil hanı" (kervansaray) mevcuttur.

Tamamen taş yapı olan kervansarayın inşa edildiği taşlar siyah ve beyaz renkte olduğu için kervansaraya "Alacahan" ismi verilmiştir. İçerisinde hamam ve mescit bulunan, insanların ve hayvanların kalacakları ayrı ayrı localara sahip olan kervansaray, 1525 metrekare kapalı alana sahiptir.

Kervansaray, birbirine paralel uzanan iki duvarının dikdörtgen şeklinde üçüncü duvar ile çevrilidir.

Kervansarayın batısında bir cami bulunmaktadır. İlk yapılış tarihi bilinmeyen caminin içinde bulunan kitabeden 1234 yılında tamir edildiği anlaşılmaktadır. Kesme taşlarla örülmüş olan cami, kare planlı, tek kubbeli, tek minarelidir. Küçük kitabesinden sonradan yapıldığı anlaşılan minaresi, kesme beyaz taşlardan yapılmış, siyah kesme taşlarla süslenmiştir.

 

"Kervansaray İpek Yolu Projesi"

Kervansarayın değerlendirilmesi için çeşitli çalışmalar yapılmaktadır.

Alacahan Belediyesi meclisinde, 19. 01. 2005 tarihinde "Kervansaray İpek Yolu Projesi" kapsamında çeşitli düzenlemeler yapılması kararı alınmıştır.

Kararda, kervansarayın, etrafındaki surlar ve yanındaki caminin onarılarak içinin Osmanlı tarzı döşeneceği ve kervansarayın kültür etkinliklerine ev sahipliği yapacak bir hale getirileceği belirtilmektedir.

Kararda belirtilen düzenlemeler şu şekilde:

1.         Konferans salonu

2.         Cep Sineması

3.         Restoran

4.         Hamam (sauna)

5.         Hediyelik Eşya Reyonları

6.         El tezgahları Atölyesi

7.         Çeşitli Dükkanlar

8.         Sportif Faaliyetler İçin Çeşitli Alanlar

 

KARASEKİ BÖLGESİ

 

Havuz Belediyesi

Kangal Merkez İlçe'ye bağlı Havuz Belediyesi, iki bin küsur nüfuslu bir kasabadır. 1992 yılında belediyelik olan kasaba, iklim, çevre yapısı ve geçim kaynakları açısından, bölgedeki diğer yerleşim yerleriyle benzerdir. Hayvancılık en temel geçim kaynaklarından biridir.

Osmanlı-Rus Harbi sonrası, bölgeye 93 Muhacimleri'nin iskânı sağlanmıştır.

Havuz beldesinde, ilk yerleşim I. Murat döneminde mevcut yerleşimin 1 km mesafede bir kaynak suyunun bulunduğu bir bölgede kurulmuştur. Yerleşim yeri, adını bu havuzdan almıştır. 1770'li yıllarda mevcut yerleşimin olduğu bölgede kalıcı yerleşimin başladığı sanılmaktadır.

Diğer bir görüşe göre ise ilk yerleşim yeri mevcut yerleşim yerinin 5 km doğusundaki Humarlı köyü civarlarıdır.

Ancak mevcut yerleşim yerinde beldenin tarihi dokusundan pek fazla ize rastlanamamaktadır.

 

Karaseki Bölgesi

Havuz'a yaklaşık 2-3 km mesafedeki Karaseki Bölgesi'nde yapılan kazılarda Etiler dönemine ait olduğu sanılan şehir kalıntılarına rastlanmaktadır. Bölgede bir "Kale" kalıntısı mevcuttur. Burada bakır parçaları, toprak testi parçalarına rastlanır. Kalıntılarına rastlanan şehrin büyük bir deprem sonucu çöktüğü rivayet edilir. Bölgede kalıntıları bulunan kalenin iki girişi vardır. Bir girişimde, Bazalt Aslan Heykeli ve kalenin altın kilidi bulunmuş

 
   KATEGORİLER
:: Genel özellikler                                                                                          
:: Kangal köpek resimleri
  Kangal köpeği nasıl beslenir?
: Kangal köpeği videoları
:: Kangal ilçesinin tarihçesi
:: Bir şehre dair kangal
:: Kangal ilçesinin iklimi
:: Kangal ilçesinin köyleri
:: Kangal köpeklerinin ırk standartları
:: Kurt ve kangal köpeği
:: Kangal köpeklerine verilen isimler
:: Kangal balıklı kaplıcası
:: Koyun ve kangal köpeği

  


                                      Kangal - Sivas Sohbet - Yonja - Netlog - Sohbet, Chat, Kangal köpekleri
                                                                                       TüRK_iSLaM 
                                                                    iletişim : kangalrehber@hotmail.com
                                              Copyright © 2008 kangalrehberi.com telif hakları Gökhan KABAN'a aittir.

 

 

    Zeynep'e yaptırdım altından tarak
 Tara zülüflerin bir yana bırak
   Zeynep'e gidemem yollar pek ırak
     Zeynep'im Zeynep'im allı Zeynep'im
   Beş köyün içinde şanlı Zeynep'im